Genel başkanımızın ‘Doğuş Gazetesi’nde yayımlanan yazısıKendi dünyamıza çekilmeyeceğizBizler kimiz ve kimler için varız gibi sorular son aylarda gündeme oturmuş gibi. Elli yıllık bir geçmişi olan Türk milletinin bu sorularla muhatap olması aslında çok ayıptır. Büyüklerimiz gelmiş buralara yerleşmişler ve bugün dördüncü nesil'e kavuşmuşuz. Avrupa Türklüğü bir gerçek olmuş ve halen bunu anlamamak isteyenler var.Uyum hayali bir kavram mıdır, ona bile bir türlü cevap bulamadık. En ufak konuda bile uyum sağlayamamakla suçlanır olduk. Her yerden bir psikolojik baskı aldı başını gidiyor. Basın ve medya adeta bunun için el ele vermiş ve her yerde dillendirmekte.Hele son senelerde, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bu saldırıların arttığını görmekteyiz. Türk STK’ları suçlanıp durulmaktalar. Yok efendim uyuma engeller, yok Ankara’nın uzun kolu bunlar, dış ülkelerden para yardımı almaktalar gibi altı doldurulamayan yaklaşımlar.Baskı altına alınması istenen kuruluşları göz önüne getirirseniz, bunların toplamı Türk toplumunun büyük bir bölümüne hitap etmektedirler. Bu kuruluşlar bir de cami ya da mescit gibi görevleri de yerine getirdikleri için, toplumun büyük bir bölümüne hitap ettiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun için herhangi bir istatistiksel rakamlara gerek yoktur.Bu baskılara, daha doğrusu artan saldırılara, elbette yükselen ırkçılık ve popülizm temel oluşturmaktadır. Fakat, bir konuyu da unutmamak lazım. Türkiye’nin bölgesinde stratejik adımlar atmasının hesabı da bizlerden sorulur oldu. Özellikle Fransa bu konuda açık bir örnektir. Bu ülkenin, Libya’da, Akdeniz’de, Karabağ’da almış olduğu darbeler adeta dışa vurmuştur ve bunun üzerinden ülkesindeki Türk kuruluşlarını kapatmak ile tehdit etmektedir. Tabi bu ülkeyi de diğer bazı ülkeler takip etmekte. Türkiye ile var olan gizli bir savaş bizler üzerinden oynanmakta. Oysa bizler yaşamış olduğumuz ülkelerin vatandaşlarıyız, siyasiler kavgalarını Türkiye’deki siyasiler ile yapsınlar. Durup dururken neden Türkiye siyasetini buralara ithal ederler ki?Son iki senedir üç Türk kuruluşu Hollanda parlamentosunun ve medyanın gündeminde. Bu güzide kuruluşlar demokratik olmayan ülkelerden finans sağlayanlar potasına alınıp sözde araştırılmakta ve sorgulanmakta. Oysa şu ana kadar böyle bir somut delil ile kimse gelemedi, tabi böyle bir şey yokta diyemiyorlar. Bunlar yetmedi, Fransa’nın jeopolitik olarak yemiş olduğu şamarlar sonrası ‘Bozkurtlar Örgütü’nü yasaklama girişimleri buralara da sıçradı. Gerçi Fransa bu örgütü yasakladı ama, nereler kapatıldı kimse bilmiyor. Irkçı Le Pen gerçi söylemişti, böyle bir örgüt yok diye ve hedefinde var olan bir başka Türk kuruluşunu ortaya atmıştı. Fransa yapar da Hollanda geri kalır mı? Popülizm bu ülkemizde de maalesef tavan yapmakta ve Hollanda parlamentosu ‘Bozkurtlar Örgütü’nün kapatılabilme imkanının araştırılmasını istedi. Bekleyip göreceğiz bunun cevabı ne olacaktır. Kriminal bir yapıyı dahi kapatamayan Hollanda, ismi var olup kendi olmayan bu örgüt için ne kararlar alabilecek merak konusu.Öyle bir hale gelindi ki, Azerbaycan’ın işgal edilmiş toprakları tekrar geri almasının hesabı bile bizlerden sorulur oldu. Birleşmiş Milletler bile Karabağ Azerbaycan’ındır, Ermenistan tarafından işgal edilmiş ve derhal terk etmeli demiyor muydu? Neyse buna gerek kalmadı ve Azerbaycan işgali sonlandırdı. Bunun hesabı bile neden bizlerden sorulur oldu?Neyse, kim ne derse desin. Kimler ne yaparsa yapsın. Bizler Hollanda’nın insanlarıyız ve bu tür saldırılara karşı soğukkanlılıkla cevaplarımızı vermeliyiz. Her şeyden evvel Hollanda bir hukuk devletidir ve bununla gurur duymaktayız. Adalete ve mensubu olduğumuz bu devlete güvenmekteyiz. Bu değerlere kimse halel getiremez. İlginçtir ki, saldıranlar ile bir araya gelemiyoruz, kendimizi onlara tanıtamıyoruz. Bu imkanları bizlere vermiyorlar. Pes etmek yok, azimle kendimizi anlatmaya devam edeceğiz. Gerçi çok iyi biliyorlar ama, olsun biz pes etmeyeceğiz. Türk milleti olarak, kendi değerlerimiz ve kuruluşlarımız ile bu ülkenin kaderine ortağız. Gereken yerler bizi biliyorlar, onun için de saldırılar siyaset ve medya arasında gidip geliyor. Hatta beraber yürütülüyor. Kendimizi anlatırken de vazgeçilmez olan konu nedir diye kendimize sormamız lazım. Bunun cevabı ‘şeffaflıktır’. Ne isek o, şükür gizleyecek hiçbir şeyimiz yok. Hamd olsun, içimiz ve dışımız birdir. Hepimiz Türk milletine ve bulunduğumuz ülkeye hizmet etmekteyiz. Bu hizmette yollarımızda ayrı yönler ya da metotlar olabilir, ki bunlar vardır ve doğaldır. Fakat hiçbir Türk kuruluşunun da yaşamış olduğu bu ülkeye kin ya da nefreti yoktur, olamaz da zaten. Onun için her baskı bizler için ders niteliğindedir ve kendimizin muhasebesini yapmak için doğal bir imkandır. Bunları iyi değerlendirmemiz lazım.Şu konu da çok önemlidir. Herhangi birey ya da kuruluş yanlış yaparsa elbette kanun karşısında hesabını vermelidir. Hukuka güvenimiz tamdır.Geçen asrın başlarında Kırım Türk’ü, büyük mütefekkir İsmail Gaspıralı milleti için bakın ne diyor: “Müslümanlar Ruslardan habersizdir, onları tanımıyor, dilini bilmiyor, şehrini tanımıyor, bilimini öğrenmiyor, basınını izlemiyor. Böyle olduğu için Müslüman kendi karanlık dünyasına çekiliyor, kendini kaderine teslim ediyor...” Şimdi Gaspıralı’nın bu sözlerindeki Müslüman’ı Türk ile ve Ruslardan kelimesini Hollandalılar ile değiştirelim. Rahmetli sanki bizler için demiş, değil mi? Fakat bizler kendi dünyamıza çekilmeyeceğiz ve tedbirleri almadan kendimizi kaderimize teslim etmeyeceğiz. Yürüyecek çok yolumuz var. Gün olacak bizler de olduğumuz gibi kabul göreceğiz, fakat bunun için bol sabır tüketeceğiz........Murat Gedik, Doğuş Gazetesi Ocak 2021 ...
View on Facebook
VEFAT.Ulu Cami / Tükem üyelerinden değerli büyüğümüz Hüseyin Bircan hakkın rahmetine kavuşmuştur. Merhuma ALLAH’tan rahmet kederli ailesine başsağlığı dileriz.Cenaze bugün 20-01-2021 Türkiyeye nakledilecektir. ...
View on Facebook
VEFAT.Ulu Cami / Tükem üyelerinden değerli büyüğümüz Hayri Örs abimiz bugün hakkın rahmetine kavuşmuştur. Merhuma ALLAH’tan rahmet kederli ailesine başsağlığı dileriz.Cenaze bugün 06-01-2021 Türkiyeye nakledilecektir. ...
View on Facebook
Genel başkanımızın ‘Manşet Gazetesi’nde yayımlanan yazısı:Saldırılar artmaktaSon zamanlarda ibadethanelere saldırılar artmaktadır. Bu artış hem Avrupa’da hem Hollanda’da görülmekte. Bir yandan yükselen ırkçılık, diğer yandan yükselen İslamofobi bu artışın ana gerekçeleridir. Ekonomik sıkıntılar ve Avrupa’daki sözde İslam adına yapılan terör saldırıları bu olayları tetiklemektedir. Halbuki aklı selim olan herkes bilir ki; ne ekonomik sıkıntının sebebi yabancılardır ne de İslam adına terör mümkündür. Özellikle terör saldırılarının ardından buradaki siyasilerin işi popülizme taşımaları saldırıları daha da körüklemektedir. Öyle siyasiler var ki, sanki bütün müslümanlar teröre kucak açıyorlar gibi bir düşünceyi taşımaktalar.İbadethanelere yapılan saldırılar bir gerçeği daha göstermektedir. Cami iseniz iş bitmiştir, hangi kuruma bağlı olursanız olun fark etmiyor. Bu açıdan baktığımızda siyasilerin Türk kuruluşları arasında fark görmeyip hepsine bir piskolojik saldırı yapması ile paralellik arz etmektedir. Parlamentoda gündemde tutulmakta olan dört Türk kuruluşu hakkında yakında mecliste görüşme yapılacak. Diğer taraftan yapılacak olan Mart 2021 seçimlerinden dolayı bazı partilerde aday gösterilenler üzerinden Türk kuruluşları aleyhine propagandalar yürütülmekte. Bu yaklaşımlar da yabancı düşmanlığına katkı sağlamaktadırlar. Özellikle Türkler üzerinden bu yaklaşım hoş değildir ve artık son bulmalıdır. Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen sorumluluğumuzu bilmeliyiz. Provokasyonlara gelinmemeli ve en ufak bir şüphede yetkililer ile irtibata geçilmeli. Bunun dışında kurumlarımız elbette gereken ek tedbirleri almalı. Devlet yöneticileri ile irtibatlar daha da sıklaştırılmalı. Tekrar etmekte fayda vardır, bu topraklarda kalıcılığımız gerçektir. Burası da artık bizlerin ülkesidir. Kendi değerlerimizle bu topluma katkımızı sağlayacağız.20. Asrın başlarında Rusya Türklerine ışık olmuş Kırımlı İsmail Gaspıralı Rusya Türkleri hakkında bakın ne diyor: “Müslümanlar Ruslardan habersizdir, onları tanımıyor, dilini bilmiyor, şehrini tanımıyor, bilimini öğrenmiyor, basınını izlemiyor. Böyle olduğu için Müslüman kendi karanlık dünyasına çekiliyor, kendini kaderine teslim ediyor...." Bakın Gaspıralı devamında ne diyor: “Rusya Müslümanları bilime, edebiyata, basına ve araçlarına sahip değiller. Bu konularda karşı tarafa da, yani Ruslara, ciddi görevler düşmekte.” Rusya Müslümanlarının o dönem %90’ı Türk olduğundan, Gaspıralı Müslüman politikasını aynı zamanda Türk politikası olarak kabul etmektedir.Merhum Gaspıralı’nın Rusya Türkleri için söyledikleri sanki bizler için söylenmiş gibi. Kulak vermek gerekir ve uygulamaya geçilmelidir. Madem Hollanda’nın bir parçasıyız, o zaman her alanda bulunmalıyız. Yaşamış olduğumuz toplumdan habersiz olamayız. Saldırılar olsa da, imkanlar tanınmasa da, en büyük sorumluluk kendimizdedir ve gereken mücadeleler verilmelidir.***Korona Virüs illeti herkesi zor durumda bıraktı, bütün yapılması düşünülenler alt üst oldu. Hollanda Türk Federasyon da “Hollanda’nın Nazi işgalinden Kurtuluşunun 75. Yılı” ile ilgili büyük programlar düşünmüştü. Olmadı, yapılamadı. Bu sebepten ‘KİTAP OKU’ kampanyasıyla ‘75. Yılı’ tekrar gündeme taşımak istedi. Nazi işgali altında yaşanan acıların da dile getirildiği 3’lü kitap setini insanımızın gündemine taşıdı. Parçası olduğumuz toplumu daha iyi tanıyabimek için güzel bir fırsat, değerlendirelim.Murat Gedik, Manşet, Aralık 2020 ...
View on Facebook
VEFAT.Ulu Cami / Tükem üyelerinden ve Denk partisi Noord Holland eyaleti temsilcisi sn.Süleyman Koyuncu kardeşimizin babası Ünsal Koyuncu bugün hakkın rahmetine kavuşmuştur. Merhuma ALLAH’tan rahmet kederli ailesine başsağlığı dileriz.Cenaze yarın 21-12-2020 Pazartesi günü Türkiyeye nakledilecektir. ...
View on Facebook
View on Facebook

2 months ago

Stichting Tükem - Türk kültür Eğitim Merkezi.
Stichting Tükem - Türk kültür Eğitim Merkezi. ...
View on Facebook